24 Temmuz 2010

Sıradan Bir Olay

İskelenin yanındaki kahvanede oturmuş dilimle dişlerimi karıştırıyor, çayımı içiyordum. Bir baktım adamım geçiyor. "Aliii! Hişşşt ooolum!" diye seslendim işitmedi. "Hoppalaa!" dedim. Tırıs tırıs geçti gitti. "Korkmuş lan bu" dedim. Neden öyle dedim? Doğdu içime sanki. Arkasından baktım. Mendireğe doğru kayboldu gitti. On beş dakika geçti geçmedi, kafamı tam gasteye gömmüştüm, tepeme dikildi.

Robot gibi oturdu. Şööle bi baktım buna. Ben de korktum.

"N'oldu ooolum." dedim, hani sıkma canını manasında.

Boş boş masaya bakıp "Nossun?" dedi. Ama sesi çıkmadı sanki. Dudaklarını okudum da anladım, desem yeridir. Bir meseleye dalıp gitmiş eleman kadar merak uyandıranı yoktur. Açın ekmeğe baktığı gibi baktım suratına. Dişlerini sıkıyordu. Şakakları kabarıp çukurlaşıyordu.

"Serkan öldü..."

"Yalan!.. Nası yaaa.!.."

"Gırtlağı... Kesili... Bööle..." titreyen parmaklarıyla gösterdi, "Mendirekte... Sabaha karşı..." derken çenesi titredi.

"Hasiktir." dedim... Bi gitti geldi benim kafa. Sonra, "Kim kesmiş?" dedim, yer sarsılır gibi oldu. Depremden beri oluyor bazen böyle.

Ali kalktı! Hiç kimseye, hiçbir şeye bakmadan masaların arasından geçti. Mendireğe yürüdü. Durdu. Gerisin geri yürüdü. Tekrar durdu. Tekrar mendireğe yürüdü. Baktım... Dedim, "Manyak olmuş lan bu!"... Çayla tostun parasını ödedim. Bir daha sucuklu tost yememeğe yemin edip kalktım. Mendireğe verdim burnumu yürüdüm.

Kafamda canlandı: Ali'ye "Kim kesmiş?" deyince öyle bir şekilde kaçırdı ki bakışını, kimin yaptığını bildiğini düşündüm. Hoş! Bu tür işleri kimler yapar bellidir... Yürürken terledim inceden. Az da göğsüm sıkıştı. Tık nefes oldum.

Mendireğin en başındaki kayalara çökmüştü benimki. "Ulan bura zula bi yer de diiil hani" dedim kendime. Etrafa baktım kan man yok.

Ali, "İlerde mendireğin dirseğindeydi. Öğleye doğru ambulans geldi alıp götürdüler." dedi buz gibi.

Dirseğe bi yürüyim, dedim. Gidemedim. Gidip bakamadım. Görecem de n'olucak boyum mu uzayacak. Çöktüm yanına. Sustum. Durduk öyle. Biz Ali'yle genelde konuşmayız zaten.

Ali küçük bir taş alıp kayaya, iki çat çat bi pat pat vurup konuştu, "Arabalı çay ocağı yaptılar bunlar... İskeleyle mendirek arasına... Dediler iki üç evin ekmeği çıkar burdan... Serkan ayarladı her şeyi... Sonra... Biri gelmiş hava parası, demiş... Bi polis otosu gelmiş araç tamiri için şu kadar, akşam yemeği için şu kadar para, demiş falan... Biri gelmiş burda çay ocağı olmaz demiş... Bunlar, hepsini edebiylen kışkışlamışlar... Derken başka birileri gelmiş siktirin gidin burdan demişler bunlara... Eeee?.. Çay ocağı işi bitti tabi..."

"Ulan..." dedim "Mafyaya bak... Dağ taş mafya oldu gelmişini geçmişini siktiğimin memleketinde..."

Ali, "Mafya dediğin balıkçı Rıza var ya onun abisi... Lunapark'ı işletenler... Bizim mahalleden..." derken gözleri sulandı.

Pis bir şey diyecektim ama yutkundum. "Onlar sıkıştırmışlar di mi?.. Polisle de kankalar tabi..." dedim elim kolum iyicene boşalmış vaziyette.

"Onlar sıkıştırmışlar... Evet..." dedi Ali gene dişlerini sıkıp bıraktı, gözyaşını akmadan kenarından sildi.

"Şeytan diyo... Git Trabzon'dan kalaşinkofu getir... Tara ibnelerin hepsini..." derken başım döndü oturduğum yerde düşecek oldum. Sımsıkı tutundum kayaya.

Ali, " ...de Serkan'ı onlar öldürmedi... Serkan kendi gırtlağını kesti..."

"Hadi canım!.. Yok deve!.." dedim yavru kedi miyavlar gibi.

Ali, yutkundu üstüste.

"Gördün mü sen ki? " dedim son çabayla. Midem yandı. Geğirdim. Ağzım leş gibi sucuk koktu.

"Serkan'ın yiğeni kan kanseriydi... Üç yaşında daha..."

"Eee?" dedim düğmeme başılmış gibi salakça.

"Çay ocağı'nı da..." derken Ali koptu; salya sümük ağlamaya başladı...

Sonra... Sonra ikindi vakti meyhaneye gittik... Cebimizdeki para çişe yetmez... Öyle... İşte... Ölünceye kadar içtik...

3 Dİrsek Temâsı:

Alperen Ak dedi ki...

Sıradan kavramı üzerine biraz fazla sanki Cüneyt Hocam..Ya da sıradan kavramı mı incelenmeli insanlar için?

cüneyt uzunlar dedi ki...

gasteci, dedikoducu ve tekdüze, sığ algı için sıradan...

hikâye edildiğinde değil...

gerçek sıradan değildir...

ağaçtaki hiçbir yaprak sıradan değildir...

iş ki görelim...

görelim ve heyecanımızı yeniden kurgulayalım...

Su dedi ki...

yaa harıkaaaa:))