14 Ağustos 2010

paramparça

eski hikâye... kimbilir kaç kere anlattım... efendim!.. uçurumun kavuşmaz iki yakasında, iki sevdalı sabahtan akşama birbirlerine bakıp dem çekerlermiş... birine leylâ diyelim öbürüne mecnun... evet... leylâ bir kayanın, mecnun kuru bir incir ağacının altında oturur; uçurumu uçup geçen bakışlarıyla öylece suskun seyredermişler birbirlerini... fakat iki sevdalıyı ayıran asıl şey uçurum değilmiş... öyle ya... sevdalık uçurum dinler mi!.. leylâ ile mecnun'u asıl ayıran konuşmamaları, birbirlerine gönüllerini dökmemeleriymiş... leylâ mecnun'un ağacı köprü yapmasını, mecnun da leylânın "şu ağacı kes de köprü yap" demesini ister ama isteklerini bir türlü söyleyemezlermiş... söylemeye söylemeye ballı sevdalarına, ekşi kuruntu, acı evham karışmış... ve birgün iki sevdalının yakınları leylâ ile mecnun'u uçurumun dibinde bulmuşlar, paramparça... leylâ ile mecnun'un yokluğunda fırtına kuru inciri yıkmış... ağaç kendiliğinden köprü olmuş... de geçeni olmamış...

5 Dİrsek Temâsı:

Elestirel Gunluk dedi ki...

Cok sevdim hikayeyi... Sagol.

cüneyt uzunlar dedi ki...

sen sağol...

aglea dedi ki...

uyutmaz bu masal...

Alperen Ak dedi ki...

Çok gerçek,çok hoş..Teşekkürler Cüneyt Hocam

Su dedi ki...

:)

Çehov'un Martısı gibi