15 Kasım 2010

anna petrovna

anna petrovna, üçlü eksıl için sıçradı... kusursuz bir iki buçuk dönüş yaparak, aynı zerafetle buza kondu... su damlası gibi aktı gitti... üçlü eksılı yavaş çekimde bir kez daha gösterdi yönetmen... o havada dönerken sağa sola su damlalarının saçılışını gördük... nedenini anlayamadık... ağır çekimin ardından, pisti boylu boyunca katederken anna'nın bir yakın planını seyrettik... sıcacık birer kartopuna benzeyen yanaklarından gözyaşları akıyordu... gözyaşları yanaklardan çeneye, çeneden boynuna, ordanda da göğüs boşuğuna birikiyordu... karım, çocuklar ve ben taş kesilmiştik... mükemmel bir hareket dizisi gerçekleştirmişti oysa... ağlayarak, kahrolarak mıydı hepsi?.. yönetmen bant yayınını lehine çevirmişti demek; anna petrovna'nın dansını bir tragedyaya dönüştürmüştü... de neden?.. merakla seyre devam ettik... anna, parlak figürlerine yenilerini eklerken, anlatıcı, güzel siporcunun moskova'ya annesiyle birlikte geldiğini; geldikleri günün akşamı annesini yitirdiğini söyledi... oğluma baktım... gözleri dolu doluydu... kızım elinden fıstık çanağını düşürdü... karım serçe parmağıyla gözyaşlarını siliyordu... anna petrovna hareket dizisini nihayet tamamladı... hikâyesini bilen seyirciler komut almışcasına ayağa fırladılar... sükûnet içinde anna'yı alkışladılar... zarif siporcu seyircilere gülümsedi... gülümserken ağlamaya devam etti... biz de dağılmış yüzlerimizi birbirimizden saklayarak gözyaşlarına boğulduk... anna petrovna, pisti terk ederken ayağı takıldı, sendeledi... seyirciler dalgalandılar... eller, adeta yardım etmek, onu dimdik uğurlamak için uzandılar... kimse anna'nın acısını hafife almıyor buna karşılık herkes sonsuz acılar içinde mükemmel bir gösteri sunan tatlı kızı, böyle başı dik haliyle, kişisel tarihine yazmak istiyordu... ve herkes galiba o küçük sendelemeyi belleğinden silmeye hazırdı... biz... karım, çocuklarım ve ben... her zamankinden daha çok o seyirciler arasında olmayı istemiştik galiba... orda olsaydık... evet orda olsaydık sendelerken biz de anna'ya uzanabilirdik... ailemin fertlerinin uzanmaktaki amacını sorgulamadım... ancak, kendi adıma anna'yı bağrıma basıp hüngür hüngür ağlamasına izin vermek; onunla ağlamak isterdim ve ondan asla gururlu, dimdik bir ayrılış beklemezdim...

1 Dİrsek Temâsı:

TURGAY dedi ki...

GÜZEL BİR HİKAYE OLMUŞ, KISA OLUŞU ASLINDA UZUN OLUŞUNU ENGELLEMİYOR...SANKİ TONALİTEDE Kİ SANSİP SESİNİN TONİK SESE BİR TÜRLÜ GİDEMEMESİ GİBİ ...BİR ÇOK ŞEY İYİ YAPILABİLİR AMA ELDE OLAMAYAN NEDENLER İNSANI SANSİP BIRAKIR...